1/19/2012

Yamalı Ruhlar

Seninle çok mutlu olmak fikri beni heyecanlandırıyor. Birlikte gülmek,gezmek,dünyanın en güzel yemeğini yemek,dünyanın en güzel şarkısını birlikte dinlemek. Tüm bunları düşlemek hem mutlu ediyor beni hem korkutuyor. Senden korkutuyor,beni kendimden korkutuyor. Bilemiyorum. Tüm bunları yaşar tüketir miyiz? Yoksa tüm bunları yaşamaya adım atarken mi adımlarımızı geriye saydırmaya başlarız. Çok mutlu olacağız biz,çok seveceğiz derken yine hayal kırıklıklarımızı,kırıldıkları yerlere monte ederken o aynı acıları tekrar mı yaşarız? Hadi onu da geçtim her tamirden sonraki o bezginlik ruhumuzu esir alır mı? Her seferinde daha korkak atılan adımlar,umutsuzluğa mahkum edilir mi? Aslında bana ne yapabileceğinle ilgili değil endişelerim. İnsan değil miyiz? Severiz,sevemeyiz,kırarız toplayamayız,severiz ama alışırız. Tüm bunlar hayat içerisinde öğrenmek durumunda kaldığımız gerçekler değil mi? O zaman neden,neden üzüntü? Akıp gideni akışına bırakamama tedirginliği ne? Çünkü bizler bilinmesi gereken gerçekleri reddeden birkaç duygu anarşistleriyiz belki de. Hayatın önümüze koyduklarına inat,herşeyin sonsuzluğuna kilitli ruhlarımızın kısıtlı duygu ve imkanlara ettiği isyanlara yenik üç bilemedin beş kişiyiz dünyada. Ulaşamamak, ulaşmak adına daha büyük hayallerle yola sürse de bizi,bu yolculuk hep tek başına. Yanına gelen herkes aslında bir yabancı. Bir müddet yürüyor seninle ayrılıyor ve o ayrılığın ardından iç çekişlerle geçen birkaç günün ardından yabancıya tamamen yabancılaşmış yeni bir gün. Her yabancı bir öncekinin aynısı. Hayattan beklenti çok büyük ama yabancılara verilen sorumluluk her geçen gün sıfır noktasına doğru geriliyor. Bu tezatla yaşamak nasıl gerer biliyor musunuz? Hayat dediğin kavramı içindekilerden ayırabilir misin? Hayattan beklediklerini ya da beklemediklerini insanlar,hayvanlar ve bitkilerden beklememe imkanın var mı? Hastasın mesela,şifa istiyorsun. Eğer o her gün içtiğin bitki çayın sana derman olmazsa bitkiye mi kızarsın hayata mı? Hayattan çok mutlu olmayı beklerken hayatın içindeki hangi ögeden umutlanıyorsun? O çok sevdiğin dostun kalbini ayağının altına almış,kösele ayakkabısının ona verdiği o ezici gücü üstünde denerken, kime küseceksin hayata mı dostuna mı? Sana istediklerini vermeyen onlar mı, hayat mı? İşte bu ayrımda sen ümitsiz olmamak adına insanlardan beklemez hayattan beklemeye başlarsın,hayat ve içindekileri iki,üç,dört,beş... farklı kategoriye bölersin. Her bir kategoriden bir öncekinden bulamadıklarını beklersin. O his seni hem dünyanın en mutlu insanı hem evrenin en yalnız insanı imiş gibi yaşatır. Yani özetle kafan karışır. Hep mutlusundur,hep umutlu. Hep gülümsersin,hep dünyanın en çok eğlenen insanı senmişsin gibi görür,görünürsün. Bir gün çocuk bir gün dünyanın en olgun insanı olursun. Ruhunu incitmemek için her kötüyü unutur,her kötülükten uzak durursun. Her gidenin yerine,her boşluğun üstüne kapadığın rengarenk kumaşlarla yamadığın ruhunla yansırsın etrafına. Dikkat çeken sadece renkler olduğunda sen görünürsün. Ama aslında sen renk cümbüşü bir ölüsün!

1/15/2012

Adamak...

Bana "O Şans" verildiğinde,o şans ihtiyacı olan herkesin olacak!

1/10/2012

Oi Va Voi

Bayılıyorum bu gruba,enstrümanlarına,vokaline,dinlerken bende bıraktıklarına... Ya zıp zıp zıplıyorum bir sağa bir sola ya da elimi çeneme dayayıp gözlerim tavanda,kalbim ilham kapısında elime alıyorum kalemimi. Genlerime yine bir Şahin Söğütoğlu müdahalesi;kaliteli müzik ortak zevkimizdi. Bir de dinlerken yine hayal kutum açılıyor ansızın. Bu grubun bir parçası oluyorum bir anda. Enstrümanlara daha yakın olmalıyım. Güzel bir şeyler yapmak isteğiyle kavruluyorum. Bu kadar yanığa güzel bir lezzet çıkacak eminim :)

1/09/2012

Nerden Çıkmıştım Ben Yola?

Gideceğim bu ara. Daha önce havasını hiç içime çekmediğim bir yerde alacağım nefesimi. Hiç görmediğim yerleri göreceğim. Tazelenip,yenileneceğim. Sıfırdan başlayacağım sanki. Daha önce hiç görmediğim yer isimleri çıkacak karşıma tabelalarda. Nereye gideceğimi bilemeyeceğim,merak edeceğim,herhangi bir sokağa döneceğim ve keşfedeceğim. Başka yerlerde olmanın en güzel yanı da bu.
Almanya'da olacağım bu ara. Garip bir yer Almanya benim için. Huzurun,esenliğin olduğu ama mutluluğun terkettiği buruk bir yer. Bir yanım çok özlerken seni bir yanım korkuyor bana daha neler yaşatacaksın diye. İyi ile kötüyü bir arada sundun bana,kafamı karıştırdın. Hem hatırlamaktan ayrı bir mutluluk duyduğum hem kalbimi sızlatan bir kokun var senin. Bir ayağımı sen de bırakabilirim ama diğer ayağım mutlaka burada olmalı,dünyanın merkezinde,en güzel yerinde. Yüzümü aynı anda iki yere dönebilmeliyim. Öyle anlaşılıyor ki ben özgürlükle yaşıyorum. En sevdiğim yerde bile ebedi kalmak istemem; gezmeliyim ben. Aynı masallardaki gibi. Sırtımda yalnız bir çanta, yanımda tanıdık,asil bir yüz. Sohbetiyle inciler saçan bir yaren,ruhumun ihtiyaç duyduğu o destek. Hırslarını ilk bulduğu yerde bırakmış,hayatla hep daha iyisi olabilmek için yarışan. Gezdikçe yeşereceğiz birlikte,bilge olacağız gittikçe. Her şeyi öğreneceğiz. Hayatta olmanın hakkını vereceğiz ve ben işte o zaman aşık olacağım. Bir gün gelip te birikimlerimiz ihtiyaç duyanlara şifa verdiğinde sonsuz olacağız. Tüm bunlar beklemeye değmez mi?

1/07/2012

Karışık Kuruşuk

Bu ara kafam çok karışık. Sana geleceğim gelemiyorum. Beynimin içinde olumsuzluklar. Sana küs müyüm diye çok sorguluyorum o yüzden mi içimdeki bu don'luk. Sonra saçmalama diyorum,öyle bir şey olamaz. Herşey güllük gülistanlıkken iyi,sıra dikenlere gelince çekil köşene somurt. Ben böyle biri değilim,kadir kıymet bilirim,nankörlük etmem. Peki ya ediyorsam. İçime bu perde niye çekildi. Bir türlü açamıyorum elim kolum bağlandı,zihnim boş. Başlangıçta gibiyim,hiçbirşeylerin olmadığı yerde ben birşeyim de sağım solum hiçbir şeyle dolu gibi. Önümde sonsuz bir boşluk,hamlesizim,durağanım. Hayat çarpıyor elime yüzüme,duruyorum,direnmiyorum. Kabul ediyorum onu içeri,kapım açık. Kapatsam kapıları şiddetle çarpacak,canımı yakacak. Yumuşatıyorum iyice ve yutuyorum. İşte bu yüzden yorulmuyor ve üzülmüyorum,işte bu yüzden güçlüyüm.Özümsüyorum sonra bundan sebep köklerim derinde ve dallarım dolu. Zengin bir çınar ağacı gibiyim ben herşeye şahit ama herkese suskun.