7/26/2012
Bilemem Neden...
Yazmak yazmak istiyorum. Rebab çalmak, tanbur çalmak.. Kendime müzikten, sanattan, kafamdaki gibi bir dünya kurmak istiyorum. Varsın kalsın herkes dışarıda. Ben yüzerken denizlerde, kalamam karada yayan. Yaradılışım böyle benim tutunamam boşluğa. Yürürüm orada da. Her zorluğu aşarım, her menzile koşarım. Duramam kalamam, yalan dünyanın zehrinden soluyamam. Çamuruna bulanamam. Sığlıkta mutlu olamam. Öyleyim ben de işte sebepsiz. Göndermiş beni en sevdiğim kendinden uzaklara, alıştığım diyarlardan berilere. Kokusu başka, teni başka. Bu yabancı güzelle hemhal olamam ben. Ancak kapayınca gözlerimi mutluyum ben burada.
7/19/2012
Sarmal Zamana Teslim!
Daldım şu an. Bir anda çıktım ofisten. Seyre daldım geçmişi. Birer birer geçti anılar. Durduramadığım zamanın benden götürdüğü eksiklerle yüzleştim. Unuttuklarımı hatırladım. Birden kabukları açıldı yaralarımın, boşaldı kan gözlerimden. Olmuyor işte güçlü falan olamıyorum ben. Hem ne faydası var ki güçlü olmanın. Güçlü olmak neyi değiştirir? Zaten alışmayacak mıydık olan biten herşeye? Ben daha erken alışmışım n'olmuş ki? Ardı ardına birbirine düğümlenen zincirler topluluğuna bürünmektir güçlülük. Kırılmamak için umursamamak, üzülmemek için duyarsızlaşmaktan başka nedir? Görüntüde herşey yolunda,kendini bile kandırırsın güzel güzel. Ama bir anda başlar yolculuğun ve o zincirlerle doladığın ruhun sıkılır, darlanır. Kırmak için zincirlerini birden hiddetlenir. Yapamayınca da akıtır yaşları gözlerinden. İşte böyledir hayatın seyri...
7/12/2012
Bana Birşey Söyle
Mutsuzluk yazılmış mı alnıma? Ne yapsam olmayacak mı? İsyan bayrağı inmiş çıkmış. Kafam bomboş düşünemiyor yazamıyorum. Ellerim yerine gönlüm titriyor bu sefer. Mahşer yeri şu anda burada mı? Tam durduğum yerde. Yapayalnız dikilip beklemek umut etmekten bile kesilmek cehennemin ta kendisi mi? Çıkıp gitmek kimseyi bilmemek öylece durmak ve bakmak uzaklara.. Gitmek isteyip te gidemediğim gidip te bulamadığım o yerler. İçinde dönüp durduğum kaos. Peşimi bir türlü bırakmayan keder. Neden? Çözümler anahtarı kaybolmuş o kapının arkasında. Üzerime çöken o bulutla o kapının önündeyim. Ne zamana kadar? Kurtulmak için yaptığım planlar uydurduğum sevinçlerle kafama vurularak susturuluyorum. Çaresizim. Beklentilerim elimde kalbim kalplikten çıkmış yaprak yaprak önümde açılan kapanan sayfalar. Bakıyorum işte öylece eriyerek, günden güne tükenerek. Dolması beklenen yıllar, sırf nefes almak için soluklanmalar. Öyle işte ben de gidip geliyorum her gelen yeni günün içinde. Bir tek seni bekliyorum. Kızamıyorum da sana. Ama bu ara senden de kestim ümidimi. Beni çok sevdiğinden emin olduğum sanki sen de sevmiyorsun beni. Sana da kırgınım hem de çok...
7/10/2012
Walking On The Moon!
Hani belgesellerde gösterirler ya; ayda yürüyen astronotların ayağı bir aya değer, iki havada asılı kalır.
İşte ben de öyleyim. Ayağım bir yere değer; yanarsa değdiği yerde iki havada kalır. Ya da süsü gerçeküstü olan ayda gerçeklerin yer çekimine dayanamaz bazen ayaklarım teslim olur sadece bir anlığına, var gücüyle sıçrar yeniden sonra. İşte bu yüzden ayağıma ayda yürüdüğümü yazdırdım. Bu aralar çok soruluyor, anlatması zor yazması kolay :)
İşte ben de öyleyim. Ayağım bir yere değer; yanarsa değdiği yerde iki havada kalır. Ya da süsü gerçeküstü olan ayda gerçeklerin yer çekimine dayanamaz bazen ayaklarım teslim olur sadece bir anlığına, var gücüyle sıçrar yeniden sonra. İşte bu yüzden ayağıma ayda yürüdüğümü yazdırdım. Bu aralar çok soruluyor, anlatması zor yazması kolay :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)